ULUSLARARASI SEMPOZYUMU (25-27 NİSAN 2018) – AYDIN

TANITIM

“Hatırat”, bir kimsenin kendi hayatını, yaşadığı devrede gördüğü veya duyduğu olayları anlattığı yazılardır ki bunlar kişinin benliğinde iz bırakan unutulmayan ve anılmaya değer olaylardan bahseder. “Hatıratlar”, geçmişi bir defa daha yaşamak, yaşanılan anıları unutulmaktan kurtarmak, yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeğe kalıcılık kazandırmak, gelecek kuşaklara geçmişten sonuçlar çıkarıp sunmak amacıyla yazılmıştır. Muallim Naci’nin “Hatıra gelen hususi bir fikir, hatırda kalmış olan eskiden yaşanmış şeyler” ifadesi hatıratı tanımlamak için de kullanılabilir. Vekâyiî, Sergüzeşt, Seyahatname ve Sefaretname gibi metinler arasında rastlanılan ve yaşanılmış olayların anlatıldığı otobiyografik eserler olarak adlandırılan hatırat bilindiği üzere edebi bir tür olarak yeni olmakla beraber yazılı en eski metinler arasında da yer almıştır.  Romalı devlet adamı Gaius Iulius Caesar’ın 7 kitaplık Gallia Savaşı adlı raporu, 8. Asırda yazılmış Göktürk Yazıtları ve Babür Şah’ın Babür-name’si hatırat türünün en eski örnekleri arasındadır.

Batı’da yaygın bir tür olan Hatıratın örnekleri arasında XVIII. yüzyılda J. J. Rouseau’nun İtiraflar’ı, Goethe’nin Şiir ve Gerçekler’i, XIX. yüzyılda Victor Hugo’nun Gördüklerim’i, ve Stendhal’in Bencillik Anılar adlı eserler örnek verilebilir.  Osmanlı Devleti zamanında ise Tanzimat ile Hatırat türünde eserler verilmeye başlanmıştır. Bu dönemde başta Ali Suavi ve Ebuzziya Tevfik’i anmak gerekmektedir. Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi ve Ziya Paşa Osmanlı dönemi için zikredilmesi gereken diğer kalemler arasındadır. Cumhuriyet döneminde ise Halit Ziya Uşaklıgil, Falih Rıfkı Atay Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Celal Bayar, Samet Ağaoğlu, Aydın Menderes Türk edebiyatının hatırat türünde eser veren önemli yazarların başında gelmektedir.

Hatırat’ın dili, içerdiği yaşanmışlıkları, hadiselere bakışı, değerlendirmeleri ve algıları şahsidir. Anlattığı dönemi kendi penceresinden ve öznel değerlendirmelerinden aktarır. Hatırat yazarı, döneme ait hadiselere nesnel olmaktan ziyade öznel, içsel ve duygusal bir pencereden bakar. Olayları, detayları ve yaşanmışlıkları vb. bu çerçeveden anlatır. Hatıra yazarı geçmişinden kalan intibalarını, duygularını ve yorumlarını edebi bir dille anlatmaya gayret eder. Hatıratı sadece kişinin hayatında izler bırakmış olanların aktarıldığı şeyler değildir. Hatırat kuşaklar arasında zihin aktarımının en önemli tanıklarıdır. Bu da hatıratı daha geniş bir perspektiften değerlendirilmesini gerektirmektedir. Çünkü hatıratta döneminin ideolojik yapısı, siyasî anlayışı, hayata bakış açıları, devirler arasındaki farkı ve benzerliği, yani iki ardıl olan iki dönemin birbiri ile bağlarını, tarihi ve zihni sürekliliği bulmak mümkündür. 

ADÜ BİDB Web Tasarım Grubu - 2026