“Hatırat”, bir kimsenin kendi hayatını, yaÅŸadığı devrede gördüÄŸü veya duyduÄŸu olayları anlattığı yazılardır ki bunlar kiÅŸinin benliÄŸinde iz bırakan unutulmayan ve anılmaya deÄŸer olaylardan bahseder. “Hatıratlar”, geçmiÅŸi bir defa daha yaÅŸamak, yaÅŸanılan anıları unutulmaktan kurtarmak, yok olup gitmesini göze alamadığımız bir gerçeÄŸe kalıcılık kazandırmak, gelecek kuÅŸaklara geçmiÅŸten sonuçlar çıkarıp sunmak amacıyla yazılmıştır. Muallim Naci’nin “Hatıra gelen hususi bir fikir, hatırda kalmış olan eskiden yaÅŸanmış ÅŸeyler” ifadesi hatıratı tanımlamak için de kullanılabilir. Vekâyiî, SergüzeÅŸt, Seyahatname ve Sefaretname gibi metinler arasında rastlanılan ve yaÅŸanılmış olayların anlatıldığı otobiyografik eserler olarak adlandırılan hatırat bilindiÄŸi üzere edebi bir tür olarak yeni olmakla beraber yazılı en eski metinler arasında da yer almıştır. Romalı devlet adamı Gaius Iulius Caesar’ın 7 kitaplık Gallia Savaşı adlı raporu, 8. Asırda yazılmış Göktürk Yazıtları ve Babür Åžah’ın Babür-name’si hatırat türünün en eski örnekleri arasındadır.
Batı’da yaygın bir tür olan Hatıratın örnekleri arasında XVIII. yüzyılda J. J. Rouseau’nun İtiraflar’ı, Goethe’nin Åžiir ve Gerçekler’i, XIX. yüzyılda Victor Hugo’nun Gördüklerim’i, ve Stendhal’in Bencillik Anılar adlı eserler örnek verilebilir. Osmanlı Devleti zamanında ise Tanzimat ile Hatırat türünde eserler verilmeye baÅŸlanmıştır. Bu dönemde baÅŸta Ali Suavi ve Ebuzziya Tevfik’i anmak gerekmektedir. Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi ve Ziya PaÅŸa Osmanlı dönemi için zikredilmesi gereken diÄŸer kalemler arasındadır. Cumhuriyet döneminde ise Halit Ziya UÅŸaklıgil, Falih Rıfkı Atay Yakup Kadri KaraosmanoÄŸlu, Halide Edip Adıvar, Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Celal Bayar, Samet AÄŸaoÄŸlu, Aydın Menderes Türk edebiyatının hatırat türünde eser veren önemli yazarların başında gelmektedir.
Hatırat’ın dili, içerdiÄŸi yaÅŸanmışlıkları, hadiselere bakışı, deÄŸerlendirmeleri ve algıları ÅŸahsidir. Anlattığı dönemi kendi penceresinden ve öznel deÄŸerlendirmelerinden aktarır. Hatırat yazarı, döneme ait hadiselere nesnel olmaktan ziyade öznel, içsel ve duygusal bir pencereden bakar. Olayları, detayları ve yaÅŸanmışlıkları vb. bu çerçeveden anlatır. Hatıra yazarı geçmiÅŸinden kalan intibalarını, duygularını ve yorumlarını edebi bir dille anlatmaya gayret eder. Hatıratı sadece kiÅŸinin hayatında izler bırakmış olanların aktarıldığı ÅŸeyler deÄŸildir. Hatırat kuÅŸaklar arasında zihin aktarımının en önemli tanıklarıdır. Bu da hatıratı daha geniÅŸ bir perspektiften deÄŸerlendirilmesini gerektirmektedir. Çünkü hatıratta döneminin ideolojik yapısı, siyasî anlayışı, hayata bakış açıları, devirler arasındaki farkı ve benzerliÄŸi, yani iki ardıl olan iki dönemin birbiri ile baÄŸlarını, tarihi ve zihni sürekliliÄŸi bulmak mümkündür.